|
|
Ayşe Şule Bilgiç Xciting 500'ü denedi.
Kış testlerine başlamanın vakti gelmişken kışın hayatımızı kolaylaştıran bir modelle işe başlamak keyifli oldu.
Daha önce hiç kullanma fırsatı bulamadığım bir sınıftan yani 'maxi scooter' diye tabir edilen kocaman scooterlerden birini kış koşullarında test ettim.
Enli boylu, hatta bir bakıma şişirilmiş gibi duran bu tip motosikletlere açıkçası hiç alıcı gözüyle bakmamıştım. Kullanan dostlarımla yaptığım sohbetlerden anladığım kadarıyla maxi scooter kullanıcıları da, tutkuyla motosikletlerine bağlı insanlardan oluşuyordu. Hani ufak tekerlekli tekne gibi görünen bu kocaman motosikletler pek heyecan verici görünmezler ya.. Evet belki çok heyecan verici özellikleri yok. Ancak öylesine kullanıcı dostu makineler ki, yıllardır ailenin bir parçası gibi yaşayan ev hayvanlarına benzer duygular hissettiriyor. Hem hayatı kolaylaştıran hem de bunu konfor içinde yapabilen özelliklerinden dolayı sevilmeyecek gibi değiller. Bu hafta anlatacağım ‘maxi scooter’ ülkemizde ismi pek sık duyulmasa bile yurtdışında yüksek satış rakamlarına ulaşan Tayvanlı Kymco markasının Xciting 500 modeli. ismi gibi ilginç bir scooter bu. Bir kere ‘maxi scooterlar’ için bile iri yarı bir görüntüsü var. Kaç kiloymuş diye bakıyorum, gözlerime inanamıyorum dolu depoyla tam 220 kg! Oysa kullanırken kesinlikle bunun yarısı kadar hissettiriyor. Uzun tekerlek mesafesine rağmen oldukça çevik. iriliği sıkışık trafikte biraz engel olsa da kolay kontrol edilmesi ve iyi ayarlanmış ağırlık merkezi sayesinde her koşulda keyişe bir noktadan bir noktaya götürüyor.
Çin, Tayvan ve o yöre motorlarına karşı, hem düşük kalite standartları hem de bu markları getiren firmaların yedek parça ve servis konusundaki amatörlükleri yüzünden tutumumu biliyorsunuz. Ancak her motora da Çin ya da Tayvan markası diye ön yargılı davranıp, burun kıvırmamak lazım. Gerek parça kalitesi, gerek işçiliği, gerekse sürüş özellikleri Avrupalı ve Japon rakiplerinden aşağı kalır değil Xciting’in. Kymco markasını Türkiye’ye Silkar Otomotiv getiriyor. Çok yakın tanıdığım bir firma olmasa da Türkiye çapında 108 bayi 124 servis ile geçen yıl ülkemizde 7100 adet motosiklet satmışlar. Düşük ve orta süratlerde rüzgarlık iyi bir koruma sağlasa da yüksek süratlerde türbülans yaparak sürücünün sırtına güçlü hava akımları gönderiyor. Önde çift, arkada tek diskten oluşan fren sistemi bu dev scooteri durdurmak için yeterli. Üstelik arka fren sistemi ön ile bağlantılı çalışıyor. Yani arka freni sıkınca ön frenin tek diskini de otomatik olarak sıkıyor. Böylece 220 kg’lik Xciting ip gibi bir çizgi üzerinde durabiliyor. Bu şaşırtıcı makinenin motoru da ilginç. 500 cc tek silindirli motor, 37 HP güç ve 44 Nm tork sağlıyor. Bu ağırlıkla motosikletin hantal kalabileceği düşünülebilir, ama pratikte 0’dan 100 km/s sürate 6 saniyede hızlanması ve 152 km/s maksimum hıza ulaşması oldukça başarılı. Yolda kesinlikle güç açısından eksiklik hissettirmiyor. CVT şanzıman ise olması gerekti ği gibi güvenilir ve kullanışlı. Maxi scooterlerin en önemli özelliklerinden biri de bagaj kapasitelerinin geniş olması. Kymco da Sele altında kapalı bir kask alabilecek kadar bir alan mevcut. Bu alanda 12 Voltluk bir priz ve bununla birlikte çalışan bir cep telefon şarj kiti de mevcut. Yalnız bagaj, yalıtımı iyi yapılmadığından çok ısınıyor. Bundan başka, selenin hemen önünde kilitsiz ve ön göğüste bir tane kilitli göz mevcut. Kullanışı kolay ama çalıştırması zor bir motosiklet Xciting. Anahtar yuvasının pek çok işlevi var. Anahtarı sağa, sola, bir de bastırarak çevirebilme pozisyonları var. Kontağı açayım derken bagajı ya da benzin deposunu açmak çok sık başa geliyor. Ayrıca ilk defa bir motosiklette el freni gördüm Xciting sayesinde.
Son derece faydalı olmuş bu cüssede bir motor için. Yokuşta park ederken aman kayar mı , biri gelir dokunursa düşer mi diye endişe ettirmiyor. Can sıkıcı bir özelliği yok mu bu koca çocuğun? En rahatsız edici olanı; aynaların elciklerin bir kısmını göstermesi yüzünden arkayı görmek biraz zor. Bir de yukarıda bahsettiğim türbülans olayı. Bunların dışında 100 km de 5-5.5 litrelik ortalama tüketim biraz yüksek. 12.8 lt hacimli depo yüzünden sık sık benzinciye uğramak gerekiyor. Rakiplerine göre satış fiyatı oldukça düşük fakat ekstra aksesuarlarının rakiplerine göre daha az olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekli Bu delikanlının hediyesi 7480 Dolar. Kalite ve konforu, uygun fiyatlı bir maxi scooterde arayanlar için iyi bir seçenek Xciting. Özellikle turuncu rengi çok çarpıcı. Kış ve Motosiklet Kış şartlarında, özellikle soğuk ve yağmurlu havalarda motosiklet kullanmak aslında biraz çılgınlık. Karlı ortamlarda sürmekten bahsetmiyorum. O ayrı bir yazı konusu. Biz yağmurlu ve soğuk yani, bildik kış şartlarından bahsedelim. Kış, ilk olarak bizi ıslatarak sonra üşüterek zorluyor. Üstelik buna ıslanan kask yüzünden görüş kaybı ve yerlerin ıslak olmasıyla motosikletin tutuş kaybı da eklenince, yazın püfür püfür sürdüğümüz motosikletimizi artık bambaşka bir şekilde süreceğiz anlamına geliyor. Özel kış kıyafetleri Islanma ile ilgili olarak elbette ilk söylenecek şey kışlık su geçirmeyen kaliteli bir mont, pantolon, bot ve eldiven temin etmek. Eksiksiz olarak bunlardan biri bile olmadan yola çıkmak pahalı ya patlayabilir. Bunları bence mevsimlik modellerden seçmeyin. Özellikle motor üstünde uzun mesafe gidecekseniz ekipmanlarınızın tam kışlık olmalarında sonsuz fayda var. Ayrıca yağmurluk, bot için kılıf, eldiven için elcik tulumu kullanmak da sürekli kış koşullarında motor tepesinde olanların sıklıkla kullanacağı diğer ekipmanlar. Bu arada bu elcik tulumu deyimini ben şimdi bizzat uydurdum. Hani kurye dostlarımızın gidona takıp, ellerini içine soktukları kılıf gibi olan aparatlar var ya, hah işte o. Islanmaktan korunmakla iş tamam mı? Hayır, değil tabi ki. Laha a gibi giyinmeyelim Kışın bizi bekleyen esas tehlike, soğuk. Kısa mesafelerde iyi bir içlik takımı ve kaliteli bir kışlık ekipmanla üşümeden idare edilebilir. Burada işin püf noktası kat kat lahana gibi giyinmek yerine doğru malzemelerle az katlı ama yeterli hareket serbestisi sağlayacak kadar rahat giyinmekte. Ayrıca bu içe giyilen kıyafetler sık sık dur-kalk yapıldığında vücudun terini dışarı atacak özellikte olmalı. Kış, yamur, çamur demeden şehir içinde sürmek tamam ama bu yağmur çamurda uzun yol düşünenler bence bir daha düşünsün. Geçen yıl Rüzgarın Kızı programı çekimleri için karda bile iki teker tepelerinde olduğumdan, üşümenin ne denli sorun yarattığını iyi bilirim. Bir kere şu var ben ıslanmadığım halde ıslak kıyafetlerle sürünce içime ne giyersem giyeyim üşüyordum. Özel içlikler az çok idare etse de, içeriden bir takviye ısı kaynağı olmadan uzun süre kullanınca üşümek kaçınılmaz oluyor. Bunu engellemek için ısıtmalı kıyafetler var. isterseniz içlik olarak alıp kullanılabiliyor, isterseniz tam bir mont veya pantolon olarak alabiliyorsunuz. Çorabından eldivenine kadar tüm aksesuarların ısıtmalıları mevcut. Kışın uzun mesafeli sürüşler hayal eden varsa aranızda, Aerostich ve Gerbing ürünlerini bir incelesinler.
Üşümek aslında sürüşten sonra hasta olmak kadar sürüş esnasında vücudun gerginleşmesine, reaksiyonların yavaşlamasına ve üşümeden kurtulmak için daha sabırsız bir sürüşe sebep olduğu için tehlikeli. En iyi ekipmanları dahi alsanız yeterli tecrübeye sahip olmayınca mutlaka eve ıslanmış üşümüş bir kedi gibi geliyor insan. Zamanla ders aldıkça soğuk, yağmur problem olmamaya başlıyor. Bundan dolayı benim önerim; soğuk ve yağmur deneyimi olmayanlar, mümkün olduğunca sakin ve daha yumuşak havalarda tecrübe edinsinler. Kışın kullanan harbi motorcuların mutlaka çenelerinin takırdadığı, ellerinin bembeyaz olduğu hikayeleri vardır. işte böyle anlarda her ne kadar 'Yahu ne işim var benim motor tepesinde bu soğukta? Asla yaz gelene kadar binmeyeceğim. Kapatacağım vallaha bunu kulübesine yaza katar yatsın' dense bile sıcak araba koltuğu bir süre sonra batmaya başlar. Yine kaska pıtır pıtır vuran yağmur damlaları, eve, yirmi kilo olmuş kıyafetlerle girmek özlenir. Bazı dostlarımız işleri sebebiyle üstüm başım kirlenir korkusundan tatlı su motorcusu olmak zorunda kalıyorlar. Allah onların yardımcısı olsun. Çünkü harbi motorcular bilir ki bazen kirlenmek güzeldir. Karda ve Gece binmeyin Yalnız her ne kadar kışın motosiklet kullanmanın zorluklarından ve keyifli yanlarından bahsetsem de iki koşulda kullanılmasını tavsiye etmiyorum, bende kullanmıyorum. Özel çivili lastikleri olan safkan kros motorları hariç diğer motosikletleri karda yola çıkarmak kaçıklık tamamen. Yağmurlu akşamlarda ise hem vizöre düşen damlaların ışığı kırması hem de diğer araç kullanıcılarının motosikletleri görmemesi yüzünden mecbur kalınmadıkça çıkılmamalı. Unutmayın, trafikte normalde görünmüyoruz, kötü şartlarda tamamen hayalet gibiyiz. Zor ve büyük tecrübe Aslında hepsinden önemli olan noktaya geldik. Kışın motosiklet kullanmaya. Kışın motosiklet kullanım karakteriniz asla yazın bindiğiniz gibi olmamalı. Çok daha sakin ve pürüzsüz bir sürüşe yüzde yüz konsantrasyonu da ekleyip, fevri ve ani hiçbir davranışta bulunmamalıyız. Dedim ya yazın görünmez adam olan motorcular kışın hayalet adam oluyorlar. Mutlaka kaskınızın vizörüne buğu önleyici özel bantlardan takın. Buğu önleyici speyler işe yarayacağına genellikle görüşü daha berbat ediyorlar. Tamam biz dışarıyı görebiliyoruz ama esas sorun trafikteki araçlar yaz aylarına göre bizi neredeyse hiç görmüyorlar. Buğulu camlar, ıslanan aynalar, kapalı camlar yüzünden asla görülmüyoruz, duyulmuyoruz. Trafikte tamamen defansif ve sakin bir sürüş çok önemli. Islak zeminlerde, hele ki zeminin ve lastiklerin de daha soğuk ve kirli oldukları düşünülünce ani herhangi bir manevra yolculuğa asfaltla kucak kucağa devam etmek anlamına geliyor. Sabırlı, yumuşak ve sakin kullanmak zorunda kalındığından yaz gelince hem teknik, hem kondisyon, hem de kendine güven olarak çok mesafe kat etmiş olunuyor. Kışın motosiklet kullanmanın en iyi tarafı işte burada bence. Zor ama büyük tecrübe.
Autoguide 2006
| |